Mucizevi bombastik süpersonik büyülü çorba diyetiyle Afrikalı çocukları kıskandırmak mı istiyorsunuz? Bu yazıyı sizin için hazırladık.

Çorba diyeti internet ortamının en eski şehir efsanelerinden birisi olabilir. “1 hafta çorba içtim, ne göbek kaldı ne bacak” gibi yorumları copy&paste içerikli sitelerde sık sık görebilirsiniz. Son dönemde tekrar şişen, şiştikçe gereğinden fazla yer kaplayan çorba diyeti balonu için toplu iğne tadında bir yazı yazalım dedik.

Aslında çorba diyeti bir yalan veya işe yaramayan bir safsata değil. Yanlış anlaşılan konu çorba içerek fit kalınabileceği. Öncelikle çorba diyetinin metabolizmayı yavaşlatmak için harika bir yol olduğunu belirtelim. Bu da, uzun vadede düşünürsek, çorba diyetinin zayıflamak kadar kilo almaya da neden olduğunu gösteriyor diyebiliriz. Sadece çorbayla beslenen bir vücut ihtiyacı olan mineral, vitamin, protein, karbonhidratı ve lifi alamaz. Az ve uzun aralıklarla beslenen vücudun metabolizması yavaşlamaya başlar. Bir süre sonra metabolizma, yeterince işlemediği için minimum seviyede çalışır ve vücutta kıtlık çıktığını sanır. Kıtlık moduna girerek savunmaya geçen metabolizma ne yapar? Vücuttaki yağlara sarılmaya, onları depolamaya başlar. O çorba içerek verdiğiniz 2 kilonun faturasını sonraki aylarda fazlasıyla ödeyebilirsiniz.

Çorba diyeti oldukça düşük kalori içeren bir şok diyettir. Bu diyetlerin mantığı dengeli beslenmek değil, aç kalarak zayıflamaktır. Aç kalarak zayıflayan vücut kas dokusu kaybetmeye başlar. Kas dokusu kendi kendine, hareketsizken bile kalori yakan fırınlar gibidir. Ne kadar çok kas dokunuz varsa, oturduğunuz yerde o kadar çok kalori yakarsınız.

Çorba diyetinin bir dezavantajı da çorbaların genellikle karbonhidrat ağırlıklı olması. Zayıflamak için karbonhidratı azaltıp protein tüketimini arttırmak genel bir kuraldır. Bu diyeti uygulamayı tercih ediyorsanız en azından protein ağırlıklı bir çorba seçmenizi öneririz.