Hazır gıda sektörü eskisinden daha büyük ve her gün daha da büyüyor. Durup düşünmeye bile fırsat bulamayan metropol insanı için yemek pişirmemek veya hızlı pişirmek en büyük kolaylıklardan bir tanesi. En azından fast food yemiyoruz dediğinizi duyar gibiyim. Peki, bu sizi kurtarmaya yeter mi?

Yetmiyor, yetemiyor. İşlenmiş gıda, dengeli beslenme ve zayıflama kavramları hiçbir zaman iyi anlaşamıyor. İşlenmiş gıdalar genellikle bol miktarda doymuş yağ, şeker ve koruyucu madde içeriyor. Bu yüzden alışveriş yaparken etiket okuma alışkanlığı kazanmanın en büyük nedeni hazır gıdalardır.

İşlenmiş gıdalar kalp sağlığınız açısından zararlıdır. Doymuş yağ tüketimi zamanla damarlarda birikmeye neden olur. Biriken madde parçalanırsa, parçacıklar damarları tıkar. Bu durum felç, kalp krizi gibi ölümcül rahatsızlıklara neden olur.

İşlenmiş gıdalarda bulunan mineral ve vitaminler, doğal gıdalarda bulunandan çok daha azdır. Yani ne yerseniz yiyin, işlenmiş gıdaysa tam verim alamazsınız. Özellikle spor veya düzenli egzersiz yapıyorsanız, işlenmiş gıdalar sizin için çok yetersiz kalır. Enerji seviyeniz düşer ve erken yorulmaya başlarsınız.
İşlenmiş gıdalarda bol miktarda koruyucu madde ve serbest radikal bulabilirsiniz. Serbest radikaller hücre yapısını bozan zararlı maddelerdir. Hücre yapısındaki bozulmalara kansere neden olur. Yaşlanma etkileri hızlanır ve cildiniz erken yaşta kırmızı alarm vermeye başlar.

Peki, işlenmiş gıdalardan kaçmak için tek çözüm pahalı organik ürünler mi? Elbette hayır. Organik ürünlerin faydası yadsınamaz ancak tek yol sürekli organik beslenmek değildir. İşte size her yerde bulabileceğiniz işlenmemiş gıdalardan örnekler:
Keten tohumu, kuruyemişler, taze meyve ve sebze, kuru meyveler, kurubaklagiller, taze sıkılmış meyve ve sebze suyu, keçi boynuzu, yulaf ezmesi.